|
ali deryahanwrote:
YÜZÜNDEN GÜLÜMSEME. YÜREĞİNDEN SEVGİ EKSİK OLMASIN. MUTLULUK DENEN VE HERKESE NASİP OLMAYAN O GÜZEL DUYGU PEŞİNİ BIRAKMASIN. İYİ
HAYALİNDEKİ TÜM GÜZELLİKLER GERÇEK OLSUN..... SEVGİYLE KAL...
1 day ago
|
|
|
موقع جذاب
http://www.jzaab.com يـرحـــب بـــكمــ جميعـــاً ويفتح لكم الباب للمشاركة معناا فــأهــلاً بكم .... موقع جذاب http://www.jzaab.com
2 days ago
|
|
|
sanarwrote:
Alemin yaratılış düzenini özet olarak bildirir.
Ey aziz, malum olsun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak etmişlerdir ki; Allah Teala Hazretleri, birlik mertebesinde gizli bir hazineyken, tanınmayı ve bilinmeyi istemesi ve sevmesiyle, ruhlar ve cesetler âlemini yaratıp, kendi rahmetinin güzelliğini, celal ve azametini, bağış ve nimetini, sanatının çeşitliliğini ve hikmetinin sırlarını göstermeyi diledikte; bütün yaratıklarından önce yokluğun sırrından pırıl pırıl yeşil cevheri vücuda getirmiştir. Bazı rivayetlere göre, kendi nurundan oldukça hoş ve büyük bir cevher var edip, ondan kâinatın tümünü derece derece ve düzenli biçimde ortaya çıkarmıştır. Buna, ilk cevher, nur-u Muhammedî, Cevh-i mahfuz, akl-ı kül, izafî ruh diye adlandırırlar ki, bütün ruhların ve cesetlerin başlangıcı ve kaynağı bu cevherdir. Çünkü Hak Teala muhabbetle o cevhere bir bakmıştır; o anda cevher, utancından eriyip su gibi akmıştır, halis özü üstüne çıkmıştır. O özden ilk olarak küllî nefsi yaratmıştır. Sonra meleklerin ruhlarını, bitkilerin ruhlarını, tabiatların ruhlarını sırasıyla yaratmıştır. Bu ruhlar için mertebelerine göre belirli makamlar tayin edip, her sınıf kendi belli makamlarına gitmiştir. Her ruh, kendi cinsini bulup, topluluklar oluşturmuş ve her topluluk makamında kalmıştır. Ruhlar ve melekler âlemi, bu ondört çeşit ruhla tamam olmuştur. Bu âlemin en yüksek, en saf ve en güzel olanını gayb âlemi, lâhut âlemi, ceberut âlemi diye adlandırırlar. Ortasına, ruhlar âlemi, mânâlar âlemi, emirler âlemi, derler. Alt kısmına, en kesif ve cisimlere yakın olan kısmına mücerret âlemi, berzah âlemi, misal âlemi derler. Melekler ve ruhlar âleminin yaratılmasından ikibin yıl sonra Hak Teala'nın ezeli iradesi diledi ki, nam ve şanını ortaya çıkarmak için cisimler âlemini yarattı. Bunun üzerine ilk cevhere muhabbetle bir daha bakmıştır. Onun yüzü suyu, utancından harekete gelip dalgaları yükselmişti r ve cevherin yüce özünden arş-ı âzam vücuda gelmiştir. Öteki özlerinden kürsü, cennet, cehennem, yedi gök, dört unsur vücuda gelip şekillenmiştir. Arş-ı âlâdan esfel-i sâfiline dek bu sûret âlemi, bu tertip üzere düzen bulup, onbeş çeşit cisimle mülk âleminin ortaya konuşu tamam olmuştur. Bu âlemin üst tabakasına ulvî âlem, beka âlemi, ahiret âlemi derler; orta tabakasına orta âlem, gök cisimleri âlemi, felekler âlemi, gökle âlemi derler; alt tabakasına süflî âlem, cisimler âlemi, unsurlar âlemi, oluş ve bozuluşlar âlemi, dünya âlemi derler. Ruhlar ve melekler âlemindekilerle mülk âlemindekilerin toplamı yani ruhların çeşitleri ile basit cisimlerin sınıflarının hepsi, harfler misali yirmi dokuzda tamam olmuştur. Her iki âlemin varlıklarının birleşmesinden üç kısım bileşik cisim vücuda gelmiştir: Madenler, bitkiler ve hayvanlar. Tıpkı hece harflerinden isim, fiil ve harflerin vücuda gelip, insanların lisanı olduğu gibi, her iki âlemdekilerden de üç bileşim ortaya çıkıp, onlardan cihan kitabı sonsuz mânâlar kazanmıştır. Şu halde ibret gözüyle âleme bakan ârifler, her nesnede nice hikmetler görmüşlerdir ve Allah dostları, Allah'ın yüce sanatının sırlarını anlayarak, birer harf olan eşyadan mânâya ulaşıp, Hak'kın huzuruna ermişlerdir. Rubai Alem ki tamam nüsha-i hikmettir Mânâsını fehm eyleyene cennettir Mahrum-u şuhûd olanların çeşminde Zinda-ı belâ çah ve gam-ı mihnettir.
2 days ago
|
|
|
su perisi fcwrote:
Aşk mı dedin gülüm, dur hele…Biraz da biz tarif edelim, birazda biz tarifsizliğin tarifini yapalım..
Ne yağacak yanlızlık sahralarına? Aşk, kime göre yanmak, kimine göre gül, kimine göre de bülbül, bazılarına bakarsak, Hz. Yusuf, bazen de Züleyha... Biz hiç bakabildik mi gönül penceresinden haa… Bazen parıltılı bir efsane, bazen şiir-âne.. Bazen de, gönül kalemiyle çizilen ve anlatılan avâre.. Aşk dedik ya gülüm çaresizlik değil, çare üretmektir çaresizliğin gölgesinde … Aşk, yanmak değil, İbrahim-î bir muhabbetle yanmaktır… Aşk, Mevlanâ değil, onun özüdür.. Aşk, Yusuf değil, onun hayasıdır.. Aşk, Yunus değil, onun sevdasıdır… Bence aşk odundur gülüm odun… Şaşırma bakma öyle tuhaf tuhaf yüzlere, doğru duydu kalp kulağın, odun diyorum.. Hani şu Yunus’un dağdan muhabbetle kestiği, aşka hangisi yakışır deyip muhasebe ettiği, kalem gibi bulmak için saatlerin verdiği odundan bahsediyorum… Muhabbet kapısından eğri girilmez…Şerefliler kapısından nefsine uyanlar geçemez… Zoru bulmak değil zora kolay sıfatını koyabilmektir.. Aşk, güller arasında sevgiliğe hitap değil, dikenlerin arasından dikenlere dokundurmadan sevgiliyi geçirmektir… Aşk, parmakta bir halka değil, kalpte tokmak olmalı…Çevirdiğin zaman tokmağı, cenneti aşmalı… Kapattığın zaman, nur cemali seyretmeli insan… Aşk, bin yıl seni seviyorum naraları atmak değil, bir gecenin yalnızlık elbisesi giydiği, buz gibi bir havanın nefesleri kestiği, imkanların kesip imkansızlıkların başladığı, bir noktada sevgilinin elini tutup soğuğa inat bir sıcaklıkla, sessiz bir feryatla, “ İYİKİ VARSIN YAR” deyip muhabbetle, gözlerinin içine hasretle bakmaktır… Aşk, şaşalı, pahalı dünyevî bir hediye değil “ MUHAMMED-Î BİR MUHABBETLE“ önemsemek ve önemsenmektir… alıntı
2 days ago
|
|
|
muammerwrote:
Bir Gönül Dostuna Cevap
Rıza-yı Hak için çıkmışız yola Kullların engeli yıldırmaz bizi Onulmaz dostların açtığı yara Düşmanın kurşunu öldürmez bizi Ayrılık olursa öz ile sözde İçimiz dışımız kavrulur közde Ülkümüz nişanlı arpacık gezde Şer güçler hedeften kaldırmaz bizi Yalınayak geçtik dikenden taştan Ne çıkar rüzgardan, doludan, kıştan Yırtılan destanlar yazılır baştan Tufanlar sahneden sildirmez bizi Kader bu...teslim ol, kafayı yorma Aklın kaynağını deliden sorma Aylara, yıllara üzülüp durma Sıcaklar soğuklar soldurmaz bizi Gittiğimiz Hak Yol öyle bir yol ki Hırs atına binmek günahtır belki Sabrımız, sevdamız o kadar bol ki Okyanuslar aksa doldurmaz bizi Sıcak tut sevgiyi aşk ocağında Yaşa da olgunlaş gam kucağında Şu ruhsuz dünyanın şu zül çağında Olanlar ağlatır güldürmez bizi Sözünde durandır yiğitin hası Mezarda bitmez dostun vefası Üç günlük dünyanın binbir cefası 'Böldü' deseler de, böldürmez bizi Sağlam atılmışsa temeller eğer Allah rızasıysa emeller eğer Niyete uygunsa ameller eğer Kimseler yem için yeldirmez bizi çile, bela yağıyorken etrafa Hak, adalet dedik çıktık ön safa 'Kötü' tanıtsa da üç-beş et kafa Tarih kötü diye bildirmez bizi Fitneye en güzel cevap sükuttur Öfke günah dolu, sevap sükûttur Tuzağa çok düştük hayli vakittir Tedbir bataklara daldırmaz bizi Bir ateş yakılır, sönmez bir daha Bu bayrak gönderden inmez bir daha İlkbahar hazana dönmez bir daha Mevla yâd ellere yoldurmaz bizi Abdurrahim Karakoç
2 days ago
|